Kötüye Kullanım Bildir

Ana içeriğe atla

SEVGİYE DAHA ÇOK İHTİYACIMIZ OLAN BUGÜNLERDE SEVGİYLE İLGİLİ NE BİLİYORUZ HİÇ DÜŞÜNDÜK MÜ?



Bir şeyin gerçek değerini bilmek için o şeyi anlamak gerekir. Anlamadığınız şey ile bir frekans eşleşmesine geçemezsiniz. Bu da şu demek ki, onu asla gerçekten sevemezsiniz!

Peki, sevemediğiniz de ne olur?

 

Sevgi bir frekans eşleşmesidir. Bu yüzden sevgi her yerdedir. Bir kedi, bir köpek, bir çiçek, gökyüzünün mavisi, rüzgârın sesi, suyun şırıltısı, aynada gördüğünüz kişi… Kiminle veya neyle isterseniz her an her yerde daima yakalayabileceğiniz bir eşleşme. Boşuna denmiyor dünya sevgi üzerine kurulu diye. Tabi dönemsel birleşen, çoğalarak manyetik alanımıza yansıyan enerjilerle bu sevgi frekansımız daha da yükselebilir. İçinde bulunduğumuz dönem enerjilerinden sert etkilerle gelenler de bizi daha güçlü daha cesur daha bilinçli daha yardımsever daha insancıl bireyler olmamız için zorluyor. Güçlü ve bu değerlere sahip olabilmemiz için frekansımızı yüksek tutmak gerekiyor. Bu nedenle yüksek frekans için neler yapılabilir bunu iyice kavramak gerekiyor. Öncelikle kalp ve beyin arasında doğru iletişim olmalı. Kalp atışlarımız doğanın,  dünyanın kalp atışlarıyla eşleşebiliyor mu? Doğada olabiliyor muyuz? Olduğumuzda onu hissedebiliyor muyuz? Hayvanlarla aramız nasıl? Uzak durmayalım sevelim onları. İnsanlarla göz göze gelebiliyor muyuz? Gerçekten baktığımızı görebiliyor muyuz? Allah’ın yarattığı tüm güzellikleri tüm varoluşu sevebiliyor muyuz?

Yani otomatik değil gerçekten nefes alabiliyor muyuz? Bugün sevgi diye bahsettiğimiz şey gerçekten sevgi mi? Yoksa sadece dilimiz de mi?

 

Bir şeyin gerçek değerini bilmek için o şeyi anlamak durumundayız. Anlamadığınız şey ile bir frekans eşleşmesine geçemezsiniz. Bu da şu demek ki, onu asla gerçekten sevemezsiniz! Peki, sevemediğiniz de ne olur? Siz farkında bile olmadan nerede ne zaman başladığını bile anlayamadan boşluklar oluşur. Sonra o boşluklar bir gün gelir sizi devirir. Tıpkı nefes alamadığınız da olduğu gibi. İşte nefes alıp verebilmek ne kadar değerliyse sevmek sevilmek de o kadar değerli. Yakın zamanda olanlara bir bakalım. Ormanlar yandı içimiz yandı. Biz nasıl nefes alıyorsak doğada öyle nefes alıyor. Ormanları kesip biçtik yakıp yıktık dünyanın akciğerlerini hastalandırdık. Dünya nefes alamadı biz nefes alamadık. O zaman sizce tüm yaptıklarımızdan sonra Coronavirüs’le karşılaşmamız tesadüf mü yoksa hak mı ettik! O bizden uzakta yanan ormanlar ölen hayvanlar birden bizler oluverdik. Doğru mu siz ne dersiniz? Acaba biraz akıllandık mı ne dersiniz? İnşallah… Gerçek problem sevgi yoksunluğu. Buna karşılık sıralayacağımız sorun ve bahaneler ise hepsi sevgi histerileri, sevme kabiliyetimizin bozulmuş halleri. Yani Histirionik kişilik. Kişilik bozuklukları içinde en sık rastlanan psikolojik rahatsızlıklar arasında yer alıyor biliyor muydunuz? Sevme kabiliyetimiz bozuldu. Şimdi nasıl seveceğiz?

 

Bana sorarsanız yolu şu; birbirimizin frekansını kesmeden, enerjisini emmeden, nezaketle, yumuşaklıkla. Fazla tutkulu olmadan seveceğiz. Derler ki; “Tutku alçak gönüllülüğün ebedi düşmanıdır.”  Tutku bir şeyi ele geçirmeye teşvik ederse bizi o sevgi değildir. Unutmayalım ne dedik, sevgi bir frekans eşleşmesi. Bunu başarabilir öğrenebilir, öğretebiliriz. O zaman işe birbirimizin frekansını kesmeden sevmeyi deneyerek başlayalım. Ve bu anlamda enerjimizi frekansımızı yükselterek, nezaketli ve anlayışlı severek hem kendimizin hem de karşımızdakinin yaşam kalitesini yükseltebiliriz. Hadi artık bunu birbirimiz için güzel sevmek güzel yaşayabilmek için yapalım lütfen.

 

Sevgiyle kalın… 

Yorumlar